23 Nisan 2010 Cuma

Denemeseller 1 - 2

Bu ne soğuk yahu? Mart geldi, ayın 10'u oldu hava buz! Eee Mart kapıdan baktırır kazma kürek falan. Bir iki gün önce İstanbul'un yüksek yerlerine kar düşmüş ara ara. Ocak ayında olan o karlı günlerde buralarda değildim ben. Kuşadasın'a bir kaçış durumu vardı, o ara baya bi giydirmiş kar televizyondan takip ediyordum ben de. O beyaz örtüye hasret bir yerde büyüdüğüm için canım çok çekmişti o zaman, kar yağsın, oynayalım üstünde depişelim zıplayalım, kardanadam kardankadın falan bir sürü şey yapalım istemiştim. Tatil dönüşü son demlerine denk geldim karın. Biraz biraz vardı sağda solda, sonra bir posta daha bıraktı hava. Bu saydıklarımın bir kısmını yapabildim. Eğlendim mi peki? eh işte, şöyle böyle. Yavaş yavaş erime başladığında o beyaz güzellik gitmiş altta kalan çamurlar, siyahlıklar belirmeye başlamıştı yavaştan. Her güzelliğin bir ceremesi vardır derler ya onun gibiydi bu da, ya da ben öyle tanımladım bilmiyorum.

Kar yağar her yer bembeyaz olur o görselliğin tadına doyamazsın, hep öyle kalsın istersin. 3-5 gün geçtikten sonra o kar kalkar ve akabinde çamuru pisliği kalır. Bazı zamanlar ben bunu insanoğlunun günlük hayatına benzetirim. Belirli dönemler olur ya, herşey dört dörtlüktür, dadından yinmez. Hatta öyle güzeldir ki o yemediğin kısma kıyamaz yanında yatarsın. Bu güzel bir durumdur, ammavelâkin dedik ya; her güzelliğin bir ceremesi vardır diye, gün gelir o cereme belli eder kendini. Duuuuuur! der sana. Nedir, napıyorsun bakalım? İşte o zaman o alttaki siyahlık, o çamur kendini hissettirmeye başlar. Eğer o siyahı görmek istemiyorsan pembe camlı bir gözlük alırsın hemen ama bunu polyannacılığa vurmuyorum asla, bu başka bişey, bakış açını değiştirirsin ya da değiştirdiğini sanırsın. Gel zaman git zaman o çamurun üzerine attığın ekleme karlar oraya alışamaz ve tekrar bir erime başgösterir. Gözlükler işe yaramaz olur, dersin ki; "yahu bir yerde yanlışlık var, galiba ben küreği ters yere salladım ki bu karlar çabuk eridi?" o an aklına hemen bir özlü söz gelir, zararın neresinden dönersen kârdır falan, o yalan işte. Yok öyle birşey! Zarardan dönmek yerine bana göre o kumdan kaleyi yıkıp yeni baştan, hem de depreme dayanıklı bir şekilde baştan yapmak gerekir herşeyi. Bu arada içine de yalıtım yaptırmak gerek bence, hem konuşulanlar dışarı çıkmaz, hem de ısınmada feci bir tasarruf yapıyormuş faturalar zayıflar...

Yahu onu bunu bırak, Birsen Tezer diye bir hatun kişi var ve üstüne üstlük bu hatunun "Cihan" adlı Kalan Müzikten çıkan üzerine bal döküp dolapta yarım saat soğumaya bırakacağın kıvamda bugünlerde çok moda olan ve adına doğu-batı sentezi denen tarzda bir albümü var. Jazz alt yapıları üzerine aralara Türk Müziği nağmeli vokal melodilerinin serpiştirildiği güzeller güzeli bir albüm. Beni benden aldı, çok beğendim kısacası. Benim musıkî zevkime azıcık da olsa güveniyorsan hemen git al derim, başka da birşey demem.


K.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder