17 Haziran 2015 Çarşamba

Nükte?

Her yeni yazıda kendi kendime aynı serzenişte bulunmam biraz saçma biliyorum, yeni yazı dediğim de senede bire düştü artık. İşte serzeniş de bu zaten; uzun aralıklar. Aslında serzeniş etmemem lazım, kendi suçum. Tamam tamam, 'serzeniş'i cümle içinde kullanmayı seviyorum o yüzden yazı yazmaya uzun aralıklar verdim. Yani serzeniş'i bu denli sık geçirmek içindi bu kadar fazla beklemem.

Bence 10 aylık bir aradan sonra nükteli bir giriş oldu, ne dersin?

Bu süreçte sana ne yaptığımı tabii ki anlatmayacağım. Fakat en önemli mevzu dün evde tuvalet kağıdı bitti ve bu bitiş kendi farkındalıklarını beraberinde getirdi. Hayat aynı, hayat bok gibi ama çok güzel. Gelsene? Diye espri yapmak istemiyorum; zirâ mizah algımın bu düzeyde olmadığını ikimiz de biliyoruz. Gelsene? Güzel bir davet biçimi ama, her daim samimi gelmiştir bana. Birilerini bir yere davet etmek, onları bir yerlere götürmek/çağırmak iki tarafta da ufak bir heyecan uyandırır evet. Geldiğin yer, girdiğin hayat veya çıktığın hayat. Çıkmaya çırpındığın hayat. Benim hayatımdan hep Mayıs bir şeyler götürür, hep Mayıs çıkmak için tutunulan şey olur. Tesâdüf o ki, hep de sonlarına denk gelir. Memnun muyum? Hayır. Mecnun muyum? Asla. Memur muyum? 657 değilse bile zaman zaman. Bak az önce bahsettiğim mizah. Ne sandın, sana burda hayatımdan giden kadınları mı anlatacaktım? Çok beklersin.

Bence 10 aylık bir aradan sonra nükteli bir gelişme oldu, ne dersin?

Nükte ne demek onu bildiğini farzediyor ve devam ediyorum. Biraz ciddiyetsizlik gibi birşey nükte ama güzel ciddiyetsizlik, tatlı bir ciddiyetsizlik ya da gayriciddi. Kelimelerle oynamayı çok sevdiğimi sağda solda söylerim hep. Çünkü müsait, hepsi her şeye çok müsait. Tek harf tüm anlamı yıkıp bambaşka şeyler ortaya koyabiliyor. Geçenlerde Turgut Uyar'ın 'Göğe Bakma Durağı'na göte bakma durağı dedim, yalandan edebiyat aşığı bir arkadaşım Turgut babasıymış gibi tepki gösterdi. Dedim ki "büyütüyorsun?". Dedi ki " bu aralar neden üstüne geldiğimi ben de bilmiyorum". Aslında biliyoruz, her şeyi ilk harfinden son noktasına kadar. Mevzu Turgut'un götü veya göğü değil -ki zaten Turgut Cemâl'i sevmez, ben de onu pek sevmem- üstünü istifle kapattığımız çok farklı şeyler. Korkarak uzaklaştığımız ama ayda bir nöbetçi eczane gibi gece yarısı kapı araladığımız. Harflerle oynadığımda beni ciddiye almayın, kısa cümleler kurduğumda beni ciddiye almayın, hiç tepki vermediğimde beni hiç ciddiye almayın. Hülâsâ beni ciddiye almayın dediğimde de beni ciddiye almayın.

Bence 10 aylık bir aradan sonra sonuçsuz bir sonuç oldu, ne dersin?

"Yazmıyorsun" dedin yazdım. "İstiyorum" dedim, inanmadın. Metroya giriyorum dedim, "çıkma" dedin. Git dedin, "gitmem" dedim; gitmedim, gitmedin.


K.