2012! Her yıl yılbaşı geyiğinde "seneye görüşürüz" esprisini yapmaya bayılıyorum ve özellikle sevdiğim insanlara bu zûlmü çektirmeyi ayrı bir seviyorum. İyisiyle - kötüsüyle bir yıl daha... Off o ne saçma birşeydir öyle. Geçti gitti işte, lâkin işin enteresan tarafı her yıl sonunda bir önceki yıla sinkaf ederek diğerinin daha iyi geçmesini diliyoruz, ki buna ben de dahilim. Kendimizi kandırıyoruz, pek de güzel oluyor orası ayrı yoksa insan nasıl yaşar değil mi sevgili dostum Rüçhan? Ülkenin genel sorunu olan "yılbaşında napıyosun?" soru kalıbı bu yıl çok zâyiat vermeden atlatıldı gibi bir his var içimde. Ben de bu yıl her yıl olduğu gibi emekçi kesime hizmet ederek pek sevdiğim bir arkadaşıma sahnede eşlik ettim. Kimdi bu arkadaşım? Bostancı'nın güzîde mekânlarından biri olan bilek-cek'de sahne alan Ardacan Algan!
Müzisyen kesim bilir, sahnede muhabbet güzel olunca yapılan iş daha bir zevkli hâle geliyor. Çaldığın insanla aranda olan münâsebet senin işe olan verimini ya yükseltir ya da düşürür. Benim için en azından böyle. Bir de işin müzisyenler için enteresan bir yönü var; hem eğleniyorsun, hem sevdiğin işi yapıyorsun, hem istediğin kadar içki içebiliyorsun ama o kadar şeyin üstüne sana bir de çıkartıp para veriyorlar! Velhâsıl yedik, içtik güzel de zaman geçirdik. Yılbaşı yılsonu farketmiyor, muhabbet güzel olsun yeter.
Bu hengâmeden 10 gün kadar önceydi asıl mesele! Neydi? Tabii ki Ehl-i Keyf'in albüm lansmanı konseri. 21 Aralık akşamı Beyoğlu Bronx Pi'de çaldık Ehl-i Keyf dostlarla. İkinci albüm olan "Hasar Tespiti"inden parçalarla beraber 1. albümden de 7-8 tane şarkı çaldık. Yoğun bir prova döneminin ardından gelen bir "enerji patlaması" da diyebiliriz o konser için. Cayır cayır çaldık kısacası, devamı da gelecek bu serinin. www.hasartespiti.com adresinden albümü dinle Rüçhan, şişirme beni hadi.
Şişmek de çok acayip bir tâbir olsa gerek. Bizim mektepte çok kullanıyorlar onu, hani şu kanservatuvar olan. Şiştim, falan, mesela. Bunlar en fazla kullanılan kelimeler, hocasından tut öğrencisine herkesin dilinde. Bknz. - Abi çok şiştim ben şu an mesela. Türk Dil Kurumu beynini yakar yemin ederim. Şişmek sıkılmak mânasında kullanılan bir kelime oluyor orda. Gerçekten de insanın çok sıkıldığı dönemler olabilir bu gayet doğal. Sıkılan insanın üstüne gitmemek gerekiyor ki daha da "şişip" etrafındakilerle beraber patlamasın. Bunlara birçok etmen de neden olabilir; örneğin samimiyetsizlik, mantıksızlık, en berbat olanı da yalancılık. Nâçizâne her insanın tahammül sınırlarını zorlayan belli konular vardır, e bende de olmuyor değil. Nedir bu? Samimiyetsizlik! Bildin Rüçhan bravo sana. Ne bok yersen ye ama o samimiyeti elden bırakma yoksa mevzu çok tatsızlaşır, bu da pek güzel olmaz kanımca.
Gelelim bu haftaki kitap ve CD köşemize. Rabbim ne kadar da sosyal içerikli entelektüel bir kişiliğiz hepimiz.com Yılbaşının hemen ertesinde Everest Yayınları tarafından piyasaya sürülen "Sevgili Halit: Halit Refiğ'e Mektuplar" adlı kitap, Yeşilçam'ı bir kimliğe ve şekle sokmada büyük payı olan yönetmenlerden Halit Refiğ'in; Oğuz Atay, Ahmed Adnan Saygun, Yıldız Kenter, Metin Erksan gibi isimlerle Amerika'da olduğu dönemde yazıştığı mektupları içeriyor. Refiğ'in ne denli geniş ve derin bir anlam dünyası olduğunun bence bizlere kanıtıdır bu yazışmalar. Mektuplardaki samimiyet az önce bahsettiğim mevzudan ötürü kitabı hemen yarılamama da neden olmuş olabilir, bilmiyorum. Eşi Gülper Refiğ'in onun hakkındaki söylemleriyle başlayan ve Halit Bey'in 2004 yılında mektuplarla ilgili yazdığı bir kaç sayfalık yazıyla devam eden kitap, rahmetlinin ağzından sanki tekrardan iki kelam duymak kadar heyecanlandırdı beni. Velhâsıl Türk Sineması'na ilgiliyseniz ve ustanın algı dünyası, arkadaş ilişkileri, muhabbeti gibi mevzularına tanık olmak istiyorsanız kitabı hemen edinin derim.
Müzik kısmısında ise yeniyılın ilk haftasında albümünü piyasaya süren ve uzunca bir süredir sesi soluğu çıkmayan Jülide Özçelik konuğumuz. Oha çok TRT spikeri kıvâmında bir giriş oldu. Jazz İstanbul Vol.2 adıyla çıkarttığı ilk albümünün devamı niteliğinde olan kayıtlar... Pek resmi oldu sevmedim. Albüm yanıyo hafız! Tertemiz çalınmış tüm çalgılar, bayıldım. Şaka bir yana ipod'umda daima olan bir albüm vol.1'in yanına daha da güzel kayıtlar gelmiş oldu. Hatunun sesinin duruluğundan ve güzelliğinden tabii ki bahsetmiyorum bile. Caz falan geçince işin içinde insanın kafasında belli kalıplar oluşmuyor değil, lâkin şarkıları dinledikten sonra bu türe uzak olan insanların bile aslında yakın hissedeceği motifler, temalar, şarkılar içinde mevcut. Bir Gönül Dağı okumuş, beynin yanar Rüçhan. Yar oy deyişi titretiyor yemin ederim. Tutturuyorlar ya bir sentez muhabbeti; işte batı-doğu, türk müziği-caz hede hödö al sana yapılmış en nâdide örneği. Bundan önce bir tane daha vardı o da Jülide Özçelik'in ilk albümüydü tabii ki. Hemen koş git al ve dinle.
Hatta al sana tadımlık:
K.
8 Ocak 2012 Pazar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)