Alternatif dediğimiz kavram aslında ne kadar basit dursa da çok enteresan değil mi? Herhangi bir durumun veya cismin ikinci seçeneği de diyebiliriz buna. Baksana, olmayana ya da eksik kalana anında yapıştırabiliyorsun malzemeyi. İnsanın kendi için "yeni" üretme süreci günden güne o kadar hızlı ilerliyor ki, bazen şaşırmaya bile vaktim kalmıyor. Lâkin, mevzuyu sırf somutlukla değil soyut şeyler üzerinden de yürütebiliriz. Zaten şu an istemediğin ya da memnun kalmadığının yerine yenisini koyman en fazla 1-2 saatini alır, ben fikir bağlamında değişen seçenekleri merak ediyorum. Gerçekten alınan kararlar ve senin benim "yeni"m götünü ne kadar sağlam bir duvara dayıyor? Çoğu kişide sanki geride kalan düşüncelerin üstünün sıvazlandığı, mecburiyetlerin işin içine katıldığı veya lafı dolandırmazsak kendini peydâ edilen şeye inandırmak da diyebiliriz sanki bunun için. Yön değiştiren insanların karşılaştıkları şeyler -en azından- ötelediklerini bir yerlere tıkamaya yarayabilir, fakat gün gelir!.. Ulen ne kofti tripler var atasözlü falan böyle, keser döner sap şu bu, yürügit..
Değişiklik isteyen her bünye sıkıntı doğrultusunda yapar birtakım hareketleri, en azından bende böyle. Bir süre sonra rutine bağlandığında da fikir tüketimi diyorum ben buna. Alternatif üretme sürecini de her zaman buna bağlarım, boşluk doldurmaca gibi bir şey bu. Muhteremler ön safları sıklaştıralım! Eee hadi sıklaştır sıklaştır geçir birbirine hepsini, ondan sonra? Zaman dediğimiz şeyin hiç de sallanmayacak bir tarafı yok kanımca. Gidiyor yani mevzu, akıyor bir taraftan. Üretilen meşgaleler, hop diye ortaya gıcırının konması falan; yani demem o ki kontrol üzerinden ortaya çıkanların çok da faydalı ve kendini çekip çeviren durumlar olmadığı. Yoksa yeni gibi göz kırpan şeylerin, sosyal ortamların, sürekli fotoğraf çekilen sosyal ortamların, ulan nasıl eğleniyoruz 4-5 kişi bir araya geldik'lerin, hayatı üüüüf öyle bir yaşıyorum'ların aslında çok da bir bok olmadığını ve birçok insanın "çok fazla" sıkıldığını cumartesi gecesi alkolünden sonra atılan tweet'lerden veya şurdan burdan anlıyoruz. "Hiç mutlu değilim" cümlesini duymak için illa Bomonti'nin ya da Efes'in sponsor olmasına gerek yok.
Efes mefes dedim de, Kadıköy'de baya baya saat 22.00'dan sonra alkol satılmıyor. Muhalefet partili bir belediyeye sahip olan Kadıköy resmen iktidar partisinin ağzına sakız oluyor, başka bir şey değil. Barlar da 01.00'da kapatılıyormuş sanırım. 21. yy'da gelinen noktaya bakın gibi kantin kuntin bir serzenişte bulunmam burda ama biraz aptallıktan uzaklaşılsa fena durmaz sanki üstünde, hem bak zayıfladın sen. Ben de aldım aynısından 2 rengi birden var.
K.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)