24 Ocak 2013 Perşembe

Alıntı

"Kim kötü adam olmak ister? Bir şeyleri yıkan veya.. Ben o hikâyedeki kötü adam değilim, sadece bazı bölümlerde yavşak olabilirim ve onu kabul de ederim zaten. Ama kötü değilim, sadece arabam yok." diye başlıyor kitap. Göç etmek, bir yerden bir yere kalıcı olarak gitmek bana dünyanın en büyük külfeti gelmiştir hep. Ufak yaşlarımda bir kere yaşadım, daha sonra da üniversiteyi kazandığımda yaşadım. Fakat düşünsene, adamlar bundan yıllar önce bunu bırak taşıtı, binek hayvanlarıyla yapmışlar. Kötü adamdan binek hayvanına geldik, anlık gelip gitmelerin sebep olduğu şeyler gibi işte. Cümlenin öznesi, yüklemi bile kaldırmadı saçmalığı, baksana. Tatilde şunda bunda basıp Kuşadası'na gitmek en büyük zevkim, ufak kaçamaklar olmadan olmuyor deme lüksü değil bu, mâlum çıkış noktamız orası. Ama dedim ya, yollar gözümde büyüyor diye, zaman geçtikçe insan aidiyetini ve gidiş gelişlerini daha büyük sorgular olurmuş. 5 yıldır yaptığım git-gellerden çıkardığım en sikko sonuç bu. He bir de o uçak şirketlerinin her yolculuk sonrası bilete göre verdiği millerden bir cacık olmuyor, sadece sandviç alabiliyorsun bedavaya. Bu da 2. çıkarımım.

3. çıkarım? O yok, bu kadarı kâfi. Bir de, öyle bir kitap da yok, hatta bırak dünyayı öyle bir paralel evren yok derdim hep. Lâkin o zamanlar alfabe 29 harfti, 28 değil.

K.

22 Ocak 2013 Salı

dokunMAtik

Konuşmadan iletişimi sağlayamıyoruz değil mi? Olmuyor öyle... Denedin mi hiç? Heh, anca sevgilinin gözüne bakabildiğin zaman oluyor o, uzun bakışmanın sonunda "neeee? ehe" yapmadığın tek an o. Yüz ifâdeleri, ses tonu, konuşmanın seyri, muhabbetin dozu.. Bunlar aradaki iletişimin seslendirilmiş halleri. Sekiz harf. Diyalog bittiği zaman o sekiz harfi de tüketiyorsun. Geriye ne kalıyor? Mimikler.

Geçenlerde bir mekânda denk geldiğim, artık enteresan olarak tanımlamayacağım bir durum bu. Masadaki 4 kişiden 3'ü telefonlarıyla uğraşırken 1 kişi de sanırım sıkıntıdan saf saf etrafa bakmaktaydı. Normal şartlarda hangi taraf olağan duruma ayak uyduruyor? İnsanlık nereye gidiyor'cu bir trip değil bu, banane, nereye giderse gider. Lâkin insanlar artık konuşmuyor, yazışıyor. Zaten normal şartlarda da "yazışıyor" o ayrı mevzu ama bu konuşmama, konuşamama olayı ileri boyutlarda artık. Herkesin nüfus kağıdında kütük ibâresi varken artık bir takım olması gerekenleri beklemektense bence ilk adımı erkek atmalı. Bak bak, saçmalığa bak. Nasılsa konuşmuyoruz anasını satayım, bunu mimiklerle anlat hadi? Yer mi? Sanırım bir de götümüzü sağlama aldığımızda konuşmuyoruz. Nasılsa... Diye başlayan cümleler var ya, onlar devreye girdiği zaman ne tarafından tutsan bini bin parça. O vakit konuşmuyorsun, zaten konuşacak bir şey de kalmıyor. Dokunmatik iletişim diyorum ben bu duruma. Dokunarak yazışıyorsun ya, e dokunarak da hissediyorsun karşıdakini; o zaman bir problem kalmıyor. 2013'e geldiysek eğer bir şekilde dokunmanın da şekli değişecekti, haksız mıyım Paul?

O değil de, lisede takdir teşekkür hesabı yaparken ne ara geldik bu duruma?


K.