23 Nisan 2010 Cuma

Deneme veya Denememe 1 - 2!

Dede torununa sorar; "Yedin mi tatilden dönerken götürdüğün narı?" kendi yetiştirmiştir çünkü onu, bahçesinde, özenle hem de. Emeklilik hayatının verdiği boş zamanı evinin bahçesinde oyalanarak geçirir yaşlı adam. Erik, incir, nar ve vişne ağacı vardı bir zamanlar o küçük, küçük göründüğü kadar da bir o kadar geniş bahçede. Bahçenin bolluk zamanında torunda evdedir ama gün gelir torun gitmek zorunda kalır, alır başını göçer gider. Torunun gidişinden mi yoksa doğanın dengesizliğinden mi bilinmez, ağaçlar yavaş yavaş hastalanır, dede onlara aşı yapar bakar ilgilenir ama nafiledir. Önce erik gider, ardından sürekli kuşların istilası altında olan vişne ve en sonunda da incir. Kala kala bir tek nar kalır. Nar dede için çok önemlidir artık, ondan aldığı meyveyi özenle eve getirir, bir kaç yakın komşuya verir he bir de torununa saklar. Gelse de yese diye. Gün gelir torun gelir eve, dede sakladığı, kimseye elletmediği narlardan verir ona. Yenir içilir, kalan bir kısım aşurenin üzerine serpilir bir de o şekilde yenir. Bir kaç gün geçer gitme vakti gelmiştir torun için, sepette tek bir büyük nar kalır. Anneannenin böreklerinin yanına o nar da konur ve yola düşülür. Aradan bir kaç gün geçer telefonlaşılır, dede sorar toruna; "Yedin mi tatilden dönerken götürdüğün narı?" torun da "Yedim dedem, merak etme sen der"... Nar yenmesine yenmiştir, fakat kim tarafından, nasıl ne şekilde dede bunu hiç bir zaman bilmeyecektir...

Bazen mutlu etmek için yalan söylenir birilerine. Bu iyi midir yoksa kötü müdür orasını bilemem ama gerekli olanlar vardır ya, bu da onlardandır işte. Bir taraf mutlu olur, diğer tarafta o mutlu olanları gördüğünde mutlu olur. Kimi zaman gerekli olan budur.

K.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder