23 Nisan 2010 Cuma

denemek

Teknoloji artık hayatın içinde değil de, böyle daha diplerinde garip bir yerlerde. İnsan istediği herşeyi mi bulur yahu? İki dakikanı almıyor birşeyleri bulup indirmek. Bu iyi midir yoksa kötü müdür çıkamadım açıkçası içinden. Müzik, film, kitap falan bunlar zaten olağan şeyler artık internet ortamında. Normal formatlarından çıkıp internete göre uyarlanmaktalar garibanlar. Ama sorarsan hiç e-kitap indirdin mi? Tabii ki asla... Nolursa olsun yeri değişmeyecek olanlar vardır ya, o da onlardan işte. Bu sırf benim için geçerli olan birşey değil, bir çok insan hatta çok çok insan aynı şeyi düşünüyor. Şekliyle, hacmiyle, kokusuyla, dokusuyla bütünleşmiş olan şeyler vardır ya, kitap da onlardan işte.

Bugün Erhan'ın kazasını protesto etmek ve onu anmak için Kuşadası'nda bir toplanmaca düzenlendi. Çevre illerden bir sürü motorcu abi-abla toplaşıp Kuşadasına gitti, bildiri okundu, tur atıldı, kaynaşıldı, anılar anlatıldı ve kabir ziyaret edildi. Ben de ordaydım, aslında değildim ama ordaydım ya da internet benim orda olmamı sağladı! Kuşadası - İstanbul, takribi 950km civarı, fakat bir anda ben orda oldum, o burda oldu. Gidemedim diye içimin içimi yediği o kabri bu 15" ekranın içinde gördüm ve tabiri caizse bom bok oldum. Bu internetin bana bir iyiliği miydi yoksa kötülüğü müydü? Doğrusu içinden çıkamadım...

Kaybediyosun ya, işte o zaman öyle bir anlıyosun ki değerini! Bu hayatın her alanı için geçerli iş, sevgili, eş, dost, çok minik olan ama aslında büyük anlamlar yüklediğin herhangi bir eşya ve daha onlarca şey. Maddi - manevi bir sürü olgu sayılabilir bu örneklerin içinde. Özlersin zaman zaman, beraber vakit geçirdiğin anları hatırlarsın. O anlardan geri kalan minik hatıralara, fotoğraflara bakarsın. Aslında hepsinin kendine özgü anlamları vardır ama sen yine de onlara bir sürü şey yüklersin. Karşılaşılan duruma göre değişen şeyler bunlar, sana birşeyler anlatmasını istersin, canlansa konuşsa ya dersin bazen... İki küçük kırmızı küpeli bir fotoğraf görürsün, evet dersin, bin tane şey kurarsın onun üzerinden ya da beraber yaptığın bir kayıdı dinlersin sonunda dönen geyiklere gülersin, play station oynarken gol yediğinde "kol bozuk abicim" diye başlayan bahaneleri hatırlar gülersin, zaman zaman ağlar hüzünlenirsin ve buna benzer onlarca şey...

Bir zamanlar çok yakınım olan biri bana "zamanla unutucaksın Kerim, zaman herşeyin ilacı, bunun başka çaresi yok" gibilerinden birşeyler mırıldanmıştı, yok hayır zamanla unutulmuyor o, biçtiğin değere, onu koyduğun yere göre değişiyor. Bu adam da zamanla unutulacaklardan değil, 15 gün geçti üzerinden her gün farklı farklı şekillerde karşıma çıkıyor bu olay. Bir şekilde aklın bir köşesinden giriveriyor içeriye, unutmuyorsun işte o kadar kolay olmuyor. O değil de sanırım internet iyi birşey, en azından rahat olduğunu, mışıl mışıl uyuduğunu, huzurlu ve iyi olduğunu gözümle görebiliyorum...

K.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder