Bu facebook denen mereti kullanarak iyi mi yapıyoruz yoksa kötü mü anlamak zor biraz. Bazen o kadar çok işe yarıyor ki, "büyüksün facebook!" diyosun kendi kendine. Bazen de "ulan seni icad edeni'den" girip düm düz devam ederken buluyorsun kendini.
İnsanların birbirlerini takip etme konusunda manyaklık derecesine teknikler geliştirdiği bu güzide ortamda, sinir katsayısı zaman zaman 9.8 şiddetine kadar vurmakta. Fakat "hmm bak madem bu böyle, o zaman bu şekilde bıdı bıdı dıdı dı yapmalı" dedirtmeyi de başarabiliyor kimi zaman sevgili facebook. Velhasıl insanın işine yarıyor bu gavur işi, baksana smile ye ke adlı musıkîşinas zat bile şarkısını yapıp onyüzbinmilyon baloncuk satış rakamı elde etti.
Kimilerinin cukkasını dolduruyor, kimilerini sinir ediyor, kimilerini ise tebessüm ettirmekle kalmayıp gül, gonca, kardelen şekline bürütüp pozitif bir hale sokuyor. Lisedeki kompozisyon derslerinde bir kural olan son paragrafın ilk kelimesi; "unutmamalıyız ki" ile bir cümleye başlamak istemiyorum. Hülasa bazı şeyleri, hatırda hatırlamak istediğimiz biçimde bırakıp görmezden gelirsek daha güzel olur, en azından tekrar şekilleniceği zaman sağı solu yılık yamuk olmaz.
K.
23 Nisan 2010 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder