1 yıl ne kadar çabuk geçmiş? Hayatın hızlı akşından dolay mıdır nedir, bazen akılda tutulması gerekilen önemli tarihler uçup gidiveriyor. Fakat bu durum işgüzarlıktan veya önemsememekten falan oluşan bir durum değil. Takdir edersin ki akılda onca şey, birbirini kovalayan tilkiler, yapılması gerekilenler, yapılanlar, gelenler, gidenler ve daha bir sürü durum... Eğer önemliyse zaten yılın tek bir günü değil, belirli zamanlarda o aklının bir köşesine kazınmış olan insanın muhabbetini mutlaka yapıyorsun. İstemesende yapıyorsun; çünkü o sana belirli bir yön vermiş ve kafanda oluşan soruların hem de kimsenin kolay kolay cevaplayamayacağı türden soruların üzerine bir ışık yakıp aydınlatmışsa, sen istesende istemesen de onu anmış oluyorsun.
Sabah 11 civarında bir mesaj sesiyle uyandım. "Bugün ders yok, Halit Hocanın anma törenine gidiyoruz!". O gün bugün müydü? O gün unutulmuş muydu? Ya da başka bir açıdan o "anma" gününü tek güne mi sığdırmak gerekiyordu?..
Madden olmasa bile manevi olarak bugün onu bir şekilde andık. Yakın bir arkadaşımla Fındıklı kampüsünde boğazın kıyısında kahve yudumlarken; onu, düşüncelerini, sinemasını, duruşunu, en yakınından en uzağına kadar olan herkese aşılamaya çalıştığı huzuru, zamana yaydığımızda az olsa bile bizim için büyük şans olan muhabbetine nâil olmamızı ve en önemlisi "insan"lığını konuştuk...
Evet, 1 yıl çabuk geçmiş...
“Sinema sanatçısı, içinde yaşadığı toplumun sanat gelenekleri, kültür seviyesi, ekonomik imkanları ve şartları ile sınırlıdır. Bu açılardan bakılmadıkça, bir ülkenin sinemasının tam bir tanımlaması yapılmayacağı gibi, sinema eserleri için doğru değer yargılarına varılamaz."
Halit Refiğ
12 Ekim 2010 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder