Yazılara biraz ara diyeli baya bir süre olmuş sanırım. Genelde insanlar bazı şeylere ara verdiğinde belirli miktarda bir malzeme biriktirerek geri dönerler ama nedense bende öyle bir birikim pek yok gibi. Koca yaz geçti, sanırım çok da rutin geçti ondan olsa gerek. Geçtiğimiz yazın bana göre en keyif verici olayı bilardo idi. Lise yıllarında bıraktığım bilardo macerama bu yaz geri dönüş yaptım. Zevkli, zevkli olduğu kadar da matematik gerektiren bir oyun bilardo. Fakat bende matematiğin m'si yok! Böyle bir bünyede nasıl tezahür gösterdi bu oyun şaştım doğrusu...
Her nekadar rutin geçse bile yine de mutlu ve sakin bir yaz geçti diyebilirim aslında. İnsanın sevdiği ve iyi anlaştığı kişilerle sürekli vakit geçirmesi her nekadar sıkıyor gibi gözükse de "tatil" kavramının ve tabii doğal olarak bu kavramı açtığımızda içinden çıkan "kıç yaya yaya kitap okuma ve akabinde televizyon seyretme" durumunu dibini göresiye kadar yapıp hepsini harmanladığında pek de sıkıcı bir durum olmuyor. Mutlu muydum? Hem de çok fazla... He dert tasa yok muydu? İlla ki vardı, dertsiz tasasız bir insan göster bana sana kağıt helva arası dondurma ısmarlıyim. Gerçi mutluluk dediğin şey oldukça göreceli bir kavram, kişilere göre tanımı çokca çeşitlenebilir. Bana göre 50'lik soğuk bir bira, bir yaz gecesini muhabbet çeşnili geçirmekte oldukça ideal. Ama sana göre bu böyle olmayabilir; ki zaten sana göre nasıl olduğu şu saatte beni pek bağlamıyor gibi.
Güzel ve sorunsuz giden şeylerin aksine bom bok olup ters gelen köklü şeylerde oldu ama önemli olan hatalarımızdan ders çıkarıp daha da bokunu çıkararak aynısını tekrar etmek. Kimse kimseye hatalar üzerinden -mümkünse- tavsiye vermesin bence. Eğer benim ya da senin herhangi bir konuda tavsiyeye ihtiyacım olursa, gelir "yahu ben bunun içinden nasıl çıkarım?" diye sorarım zaten. Onun dışında şunu şunu veya bunu bunu yap bikbikbikbibkikbik deme bana... Elde kalan şeyleri mukayese edip sonuca varıcak kadar beyne sahibim ben.
He bir de ego meselesi var; ne yazık ki yaş, mevki, isim, ünvan, cinsiyet vb bir çok şeyi dinlemeden insanı bünyesine hapsedebilecek kadar güçlü bir durum bu. Bazen bu egolara kurban gidebiliyor insan günlük hayatında. Takmıycaksın dersem "ya bi bırak" dersin mırıldanarak biliyorum. O büyük yalan zaten, illa ki takıcaksın ama taktığın yer büyük önem teşkil ediyor tabii ki... E olur öyle arada diyelim o vakit!..
K.
5 Ekim 2010 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder