Hadi be! Baya son yazıyı 8 kasım'da yazmışım. E aralık oldu yahu... Ayıpladım şu an kendimi. Aralık dedim de, nasıl bir aralık bu? Böyle aralık mı olur? Bildiğin 23 dereceydi bugün. Hani yüzbinmilyon yılın soğuğu nerde? Yoksa ce-eee diyip bir anda mı çıkıcak ortaya? Ne yalan söyliyim bana öyle geliyor. Bir anda hopppaa diye binivericek tepemize soğuk. Bayram'da da böyleydi hava Kuşadası'nda. Bayram dedim de; Kurban Bayramı'da geçti. Ne kurban mı? Yoksa siz hayvanları kesip yiyor musunuuuuz? aman tanrım katliaaaaam! Hı hı evet, o yediğin sosisler, salamlar, hamburgerler de meşe ağacında yetişiyor zaten...
Neyse Kuşadası dedik; güzeldi bu bayram, hava sıcak, güneşli her gün muhabbet halindeydik yanaklarından makas aldıklarımınla. Arkadaş ortamı çok güzel şey a dost! Sevdiğin, lafından, sözünden anlayan insanlar oldukça etrafında tadından yenmiyor hakikaten. Limanı yıktılar, yıkmadılar gak guk baya geyik döndü ama bence yıkmasınlar orayı. Yok yani Kuşadası'nda adam akıllı oturabiliceğin başka biryer yok! Çoğunluğunu zart zurt kesimin oluşturduğu o bilmemne çaycısında mı vakit geçiriceksin? Bu mudur yani bütün olay? Orda mı geçiriyorsun koca kışını? "Napalım arkadaş burda Beyoğlu var da biz mi gitmiyoruz?" gibi bir düşünce peyda olsa da, hatta peyda olmayı bırak, orda bir Beyoğlu olsa bile oraya gitmezsin çünkü algı o kadar... Algıda sıçıcılık diyoruz biz buna. Gerçi çok alakasız oldu banane yahu. Aaa burda yazılanları herkes okuyabiliyormuş, şaşkınım şu an, hmm...
Bazen insan öyle bir şekilde muhabbete kaptırıyor ki kendini; facebook, twitter, myspace gibi sosyal paylaşım sitelerinde karşısındakiyle yazıştıklarını 837468 kişinin daha okuyabildiğini bir anda unutuveriyor. Neden sonra? "Keriiiim bıdı bıdı bıdı olmuş aa orda öyle yazmışsın seni seniiii" gibi bir cümle duyunca aklı başına geliveriyor. "Hadi ya, sen nerden biliyorsun? aa doğru ya, umuma açıktı orası" yaa paşam... Velhâsıl dinleniyor ve izleniyorsun hemşîre, klavyene hâkim ol!..
O değil de müzik diye de birşeyler var bu aralar hayatımda. İlginçtir, haz verici bir durummuş yeni algıladım. Şaka bir yana bu haftasonu yeni dahil olduğum "ehl-i keyf" (bknz. http://www.ehlikeyf.biz ) ile ikinci albüm kaydına giricez. İkinci albümde dahil olduğum grup ben dahil toplam 5 kişiden oluşmakta. Hard Rock ayarında birşeyler yapmaya çalıştık, bakalım kayıtlar bitince gerekli ıvır zıvırı buralardan anlatırım yine...
He birde Dubara ( http://www.dubara.rockmekan.com ) vardı bir zamanlar... Bir zamanlar diyorum çünkü hakikaten beraber çalmayalı baya bir zaman geçti. Neden böyle oldu peki? Çünküm TSK güzîde vokalistimiz Emre'ye uzun dönem olarak el koydu da ondan! 15 ay az bir zaman değil. Gerçi o da yedi bitirdi sayılır, yanılmıyorsam şubat - mart civarı bitiricek askerliğini. Tahmin ve temennim önümüzdeki yaz yeniden toplanma ama hakikaten toplanma ve akabinde gelicek olan çalıp söyleme, kaydetme ve alın dinleyin bakalımcıklar...
Albüm tanıtımı köşemizde bu yazıdaki konuğumuz Çağrı Sertel! Albümün adı "New Born". Caz'ın Türkiye'de gelmeye başladığı nokta beni hakikaten düşündürüyor. Düşündürüyor burda çok iyi anlamda düşündürüyor. Hem yeni yeni açılan caz mekanları, hem güzel ve kaliteli albümlerin çıkmaya başlaması, hem de insanların saçma sapan müziklerden sıyrılıp "dinleme" konusunda seçiçi davranmaya başlaması. Bu olgular peşi sıra devam ettikçe zaten insanların müzikal zevkleri kaymaklı ekmek kadayıfı taklidine ulaşmaya başlıycaktır. Çağrı Sertel caz piyanisti, yanılmıyorsam Bilgi Üniversitesi Müzik Performans bölümü mezunu. Hani şu Bilgi'nin seri halde kaliteli caz'cı ürettiği dönemden. Sertel'e çok yakın kaynaklardan duyduğuma göre aşmış bir doğaçlama yeteneği varmış kendisinin. Daha canlı kanlı izlemek nasip olmadı, umarım nail olucam bu zevke. Albümde davulu Ediz Hafızoğlu, kontrbası Kağan Yıldız çalmış. Bunların yanında tonları bağımlılık yaratan gitarist Sarp Maden ve İmer Demirer, Levent Altındağ, Çağ Erçağ gibi isimlerin eşliği mevcut. Kısa lafın uzunu al albümü arkadaşım beni uğraştırma, hadi.
O değil de Haydarpaşa vardı bir ara? Çatısı falan çökmüş yanmış gitmiş o güzelim Alman mimarisi... Hee otel mi? Hmm, peki peki tamam. Önemli değil yahu, tarih dediğin nedir, yazıverirsin yeniden...
K.
1 Aralık 2010 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder