Haber sitelerine bakıyordum az önce. Birden son 1 haftada dünya geneliyle ilgili gözattığım başlıklardaki tek ortak noktanın "silah" olduğunu farkettim. "Nasıl yani, e çok normal" diyebilirsin. Hayır çok çok normal bir durum yok bence ortada. Ortalık nükleer lafından geçilmiyor. Hem nükleer silah hem de binimum yeni teknolojik ürünler. Yok barut kullanılmadan ışık hızından daha üst seviyede giden toplar, yok efendim bilmem kaç tane uçak alabilen gemiler... Noluyor? Neden bu âlelacele yapılan silah depolaması? Nedir bu yığınak diye hiç düşündün mü? Aslına bakarsan ben de pek kafa yormuyordum buna ama son zamanlarda o kadar çok dikkatimi çekmeye başladı ki...
Çok fazla siyasi ve kıçında blue jean'li, ayağında convers'li heyecanlı devrimci tribinde yazılar yazmaktan haz etmiyorum aslında. Fakat ara sıra etrafta neler döndüğünü bilip o doğrultuda bir fikir haznesi yaratıp, yorumlarını ve söylemlerini şekillendirmen gerekir. Mesela geçenlerde TBMM'den geçen silah ruhsatı yasası. Yani onu bırak konuşup tartışmayı, insanın aklı mantığı kabullenmek istemez. Ama burdaki keskin nokta "insan"... İnsanın diyorum farkındaysan. Yoksa hangi "insan evladı" kalkıpta ruhsat yaşını 18'e indirir, bunu beyin kabullenmiyor bence. Nolucak yani o yaşı 18'e indirip beline 2 tane silah takınca? 2 silahla daha mı fazla can yakıcaksın? Yahut "alem" dedikleri çocukken topu inşaata kaçmış insanların birbirlerine caka attığı ortamlarda daha mı sözün geçicek? Tabii ki bu saydıklarım olucak ama bunun kime, ne açıdan bir faydası olur onu bir kalıba sokmaya çalışmıyorum bile. Daha dün önümde iki liseli çocuk birbirlerine hoşçakal derken taaak tuuuk kafalarını tokuşturdular, var gerisini sen anla...
Vikiliks mikiliks bir yığın ıvır zıvır kaktırmaya çalıştılar tüm dünyaya, farkettin değil mi? Ivır zıvır diyorum çünkü içinde dişe dokunan ve somut olarak çıkarttığım bir tek şey İran'daki nükleer silahlardı. Gerisi; yok o ona bunu demiş, bu buna bunu demiş mahalle karısı düzeyinde diplomatların yaptıkları dedikodular. Eee? sence bu bir zemin değil mi? Irak'ta da yok muydu o silahlardan? Vardı dıdıdııdıdıdı... Yani onlar öyle zannediyorlardı, yok yok zannetmiyorlardı hepsini biliyorlardı. Asıl önemli olan artı ürün dediğimiz ham madde, petrol vb şeyler. Girmiyorum şimdi o muhabbete... İnsanları olacak olan birtakım şeylere hazırlamak ve "neden yaptınız" dedikleri zaman "e ama biz size bunları belgelerle bile ispat ettik, yani aslında biz bile etmedik bak içimizden bilgi sızdırdılar" senaryoları ve akabinde doğacak olan sorgulamalara kılıflar uydurmaca...
Yaşamaya çalışıp, nefes aldığın dünyanın nasıl bir bok çukurunun içine doğru sürüklendiğinin sen de farkındasın, ben de. Bu bir bilinçlendirme veya gaza getirme yazısı değil. Düşünsene herhangi bir savaş durumunda olabilicekleri? Felaket tellallığı yapmak istemiyorum ama biraz irdele, hayalinde oluşturmaya çalış. En son Irak Savaşı'nı düşün, canlı yayında izledik televizyondan. Mevcut teknoloji ile, nükleerler ile, füze sistemleri ile yapılabilicekleri bir canlandır kafanda...
Peki ya sonrası? Hadi bu dünyanın içine sıçtık, yaşayabiliceğin bir tarafı kalmadı, toplanın b dünyasına mı gidiyoruz diyecekler çok merak içindeyim. O sonrasındaki ekolojik denge ne olucak? doğal sistem ne olucak? toplumlar arası diyaloglar -tabii diyaloğa geçebiliceğin bir toplum kalırsa- ne olucak? hatta ne olucak da ne olucak? Milyonlarca soru üretebilirsin burdan. Ama kaç tane cevap elde edersin orası muamma...
Büyük ülkelerin yumurta kapı modunda koşa koşa yaptıkları silah yığınağını ve bunun doğurabiliceği sonuçları, en küçük bir kıvılcımda olabilicekleri hepimiz biliyoruz. Peki buna karşı ne yapabiliriz? Tabii ki hiçbirşey. Fare dağa küsmüş dağın haberi falan filan...
En azından şunu şunu yapıp bu şekilde bilinçlenmeliyiz diye öksürmiycem sana burda. Ama en azından olanları, olabilicekleri ve sonuçlarını hayal edip kafanda canlandırmaya çalış, çalışalım, çalışsınlar...
İnsanlar arasında dolaşan bir şehir efsanesi vardır. Kâhin'in biri; "3. Dünya Savaşı'nın nasıl olucağını bilmem ama, 4.'sü taş ve sopalarla olacak onu biliyorum" demiş ve bu masal da burdaaaa bitmiş...
K.
24 Aralık 2010 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder