8 Ocak 2011 Cumartesi

İletişmek

Ooooooooooooon, dookuuuuuuuz, sekiiiiiiiiiiiiiz... Dur yahu, çoktan girdik değil mi yeni yıla? Evet evet, hatta 8 gün geçmiş üzerinden vay be. Zaman ne çabuk geçiyor geyiği yapiyim mi sana? Dur dur kapatma sayfayı tamam vazgeçtim. Ben 2010'da kalsam olur mu? Yeni yıla girmeden başladı gudubetlikler bu sene. Normalde her sene çalışırım ben yılbaşında, musıki icrası falan filan. Bu sene öyle olmadı, daha doğrusu olamadı. Arka arkaya 3 tane birden iş iptal olur mu arkadaş? Bu nasıl bir yeni yıl, sağlık, mutluluk, iş, para, huzur kombinasyona giriştir. İş konusunda daha başta tökezlediğime göre devamı da böyle gider bunun... Dememi bekleme benden. Hangi yıl güzelliklerin çoğunlukta gittiği bir yıl oldu ki? Acı gerçekler diye birşey var biliyorsun değil mi Hamit? Her yıl aralık ayının sonunda tekrarlanan hayaller, dilekler ama nerden tutarsan tut yine de pamuk gibi elinde kalıveriyor. Yalan o dilek milek. Yok öyle armut piş ağzıma düş, zeminini hazırla ki kendi gelsin bikbikbikbikbikbik... Latîfe yapıyorum yahu, Merkür uzaklaşıyormuş bu yıl o yüzden güzel geçicek herşey. Ne alakaysa...

İstanbul için Taksim diye bir gerçek vardır yılbaşında. Bu sene de o gerçek hiç mi hiç değişmeyerek tüm heybetiyle ortadaydı. Saat 20.00 civarlarında Kadıköy tarafında geçmek için evden çıktığımda, İstiklâl Caddesi'ne çıkmamla Tarlabaşı Bulvarı'na geri kaçmam bir oldu. O nasıl saçma bir kalabalıktı, daha doğrusu o kalabalık mıydı? Onlar insan mıydı? 8 güç geçti hâlâ çözebilmiş değilim. Bence İstanbul dışından otobüs kaldırıyorlar yılbaşında Taksim için. Yok yani öyle bir güruh başka hiçbir yerde yok. Erkek olduğum halde ben bile sorguladım kendimi burda ne işim var diye ki hatun milletini düşünmek bile istemiyorum. Zaten mevzuyu herkes biliyor gerisini anlatmaya gerek yok. Ev iyidir yılbaşında, candır...

Herkesin birbirine sorduğu klasik soru vardır yılbaşı ertesi görüşüldüğünde. Naptın yılbaşında? İdeal cevap ise; sanane'dir. Tabii bu herkese söylenemez potansiyeli olana yapıştırıcaksın, o zaten afallar. O esnada arazi vitesine takıyorsun 3-4 saniye sonra o anca kavrar zaten olayı. Neyse çok gereksiz geyik yaptım girişte. Hmm ben mi naptım bu yıl? Mevcut mahalde çok fazla serotonin salgıladım, var gerisini sen anla...

Ortak noktalar vardır insanlar arasında, bilir misin? Onlar bazı şeylerin devamlılığını ve düzgün gelişimini sağlayan köprülerdir bana göre. 2, 3 veya duruma göre değişen insan sayısında aradaki bağları kurmaya yarar. Benim için çok önemlidir ortaklık. Herşeyden önce arkadaş olmanı sağlar; he baktın neredeyse eksi düzeydesin o zaman incelir incelir ve kopar. Hiçbirşey anlamaz tavşan gibi kalırsın ortada. Nitekim bende çok zuhûr eder bu mevzu. Ketum olur çıkarım o birikintinin arasında. Çünkü iteklesen de ilerlemez mevzu, ne tarafından tutsan elinde kalır. Haklı mıyım, haksız mıyım onu hiçbir zaman sorgulamadım fakat ortada pek de tatlı sonuçlar bırakmıyorsa sanırım çok da haksız sayılmam. Benim veya senin karşındakine anlattığını -duruma göre minimum düzeye indirgeyerek- zat anlamıyor yahut anlamak için çaba göstermiyorsa, ben sorunu kendimde değil ona maaş bağlayan devlette ararım. Nolcak bu hükümetin hali? Değil tabii konumuz. Ne diyorduk, heh; o anlamama noktasında da zaten ortak noktalar devreye girip seni ve karşındakini büyük bir girdaptan kurtarır. O ortak noktalar bana göre anlaşmanızı sağlar, iletişimi hızlandırır. Yoksa sen onun nezninde, o da senin gözünde "ne sayıklıyor bu aptal" konumundan, amuda kalksa bile kurtulamaz. Bir de mecburiyetten dolayı aynı yerde bulunduğun insanlar vardır, o konuya hiç girmiyorum bile. Velhâsıl iletişim önemlidir, yoksa altın tepside sunsan bile muhattap aldığın canlı seni anlamıyorsa onu tadı, tuzu fazla kaçmış sulu yemekten farksız değildir.



Ya herşeyi geçtim yılbaşında naptın?


K.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder