"Gün geçmiyor ki yeni bir gariplikle karşılaşmayalım" diye bir cümle vardı haber bültenlerinde, anımsıyorum. İstanbul hakikaten enteresan bir şehir, hele ki benim oturduğum semt daha da bir enteresan. Tarlabaşı diye bir gerçek var İstanbul'da. Zenci, Roman, Laz, Arap, Kürt, Türkmen her çeşit kökene mensup insan var etrafta ama tabi ki bu çeşninin içinde en dişe dokunanı Türkler. Oturduğum binanın iki blok ötesinde, karakolun tam karşısındaki apartmanın çatısına tiner ile baya bir haşır neşir olmuş bir zât-ı muhterem çıktı bugün. Dikkat çekmek için çatıdan aşağı 3-5 kiremit salladı, e haliyle de istediği dikkati de çekti. Ne işi var o çatıda dersen, konu başlığını "intihar" olarak özet geçerim sana...
Sirenler mirenler, bir anda itfaiye arabalarıyla doldu evin önü. Balkondan noluyor diye izlerken bir anda telefon çaldı, 5 dakika içeri gidip geldim ve tekrar aşağı baktığımda yolun iki yakasında da 1837843781764 milyon baloncuk insan toplandığına şahit oldum. Ne ara yayıldı o intihar haberi, nasıl o kadar insan bir anda peyda oldu anlamadım. Türk milleti meraklı derler, hakikaten de öyle. "Sen niye balkondan izledin?" dersen, e ben de Türküm, ondan olsa gerek. İtfaiyeci abiler hemen otomatik pompalarla şişirerek o büyük hava yastığını adamın muhtemel atlama noktasının altına koydular. Fakat bir yandan da yer kısıtlı ve apartmanın tam önüne park etmiş araçlar vardı. Yani adam mazallah atlasa o çokta büyük olmayan hava yastığına denk gelme ihtimali zannımca çok düşük olacaktı. Nitekim de atlamadı zaten, polisler bir şekilde ikna edip adamı ordan çekip aldılar. Beni asıl hayretler içersine düşüren -nedense- o adamın çatıya çıkıp intihara teşebbüsü değil, aşağıdaki güruhun "atla atla atla, hadi bekletme bizi, atla da izleyelim" gibisinden insanı dehşete düşüren tezahüratları ve ıslıkları oldu. Abartmıyorum en az 60-70 kişi elinde cep telefonu ile olayı başından sonuna kadar görüntüledi. O kalabalığın arasında elini sabit bir şekilde çatıya doğru tutarak görüntü alan insanları hayal edebilirsin.
Anlamakta zorlandığım şey, o insanların yaşanılan şeyi ne boyutta algıladıkları. Gülme seslerinin ve çatıdaki adamın kenara biraz olsun yaklaştığında, aşağıda oluşan heyecanla orantılı alkışın nasıl bir dışavurum olduğunu çözemedim. İnsanlar için sonucu "ölüm" olabilecek bir şey bu derece dalgaya alınacak kadar basitleşti mi artık? O kıvama mı getirildik, yoksa zaten o maya baştan beri içimizde mi vardı? O adam ordan atlasa, yani hayal bile etmek istemiyorum ama beyni o asfaltın üzerinde kalacaktı büyük ihtimal. Çünkü bina yüksek ve itfaiyecilerin mevcut teknik ekipmanları ile onu denk getirip tutabilmeleri çok zordu. Peki sen o adamın atlayışını kameraya kaydettikten sonra o görüntüyü kime izleteceksin? Hiç mi etkilenmeyeceksin ondan? Yoksa her şey meraktan ziyade "herhangi bir haber kanalına bu görüntüyü okuturum'dan" mı ibaret? Sonuçları ne çıkar bilmiyorum ama ben bugün orda gördüğüm ortamdan garip bir şekilde etkilendim. İnsanların geldiği boyut nasıl bir duruma erişti anlam veremiyorum. Hayır bu durum "oov merhaba halk, ben sizi anlamıyorum neler yapıyorsunuz böyle aman tanrım" gibilerinden bir şey değil; hakikaten orda belki bir insanın hayatı sonlanacaktı ve aşağıda onu izleyenler bu sonu görmek için ellerinden geleni yaptılar. Velhasıl öyle bir durum olmadı ve polisler bir şekilde adamı ikna ederek çatıdan indirdiler. O 5 dakika içinde toplanan kalabalık da yine aynı hızda bir anda gözden kayboldu, iyi de oldu.
Oluşturulan veya ısrarla oluşturulmaya çalışılan altkültür - üstkültür ayrımını artık çok âşikâr bir şekilde gözlemleyebiliyorsun. Gelinen nokta iç açıcı mı yoksa aksine kapatıcı bir etkiye mi sahip, bunu bekleyip görmeye hiç gerek yok. Tam da aklından geçen gibi, çok saçma ve anlamsız bir hal almış durumda. Hani derler ya "senin annene, kardeşine yapsalar naparsın arkadaş?" ya o çatıdaki aşağıda ıslık çalıp atla diye bağıran adamlardan birinin yakını olsaydı? Aslında ne kadar basit bir varsayım değil mi? O adam tahminen ıslık ve alkış kombinasyonu düzeyinde bir tepki verip, önüne gelene saldırarak sonuç almaya çalışırdı. Bunu sadece eğitimle çözebiliriz vıdıvıdı diye maval okumayacağım tabiki, banane nasıl çözerse çözsün. O benim çözüm getirebiliceğim ve sonucunu değiştirebileceğim kadar basit bir durum değil. Beni rahatsız eden "neden ben böyle bir duruma şahit olmaya maruz kalıyorum?" asıl batan durum bu...
K.
17 Ocak 2011 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder