"Orada leş gibi kokan iğrenç yeraltında, alaya alınarak güçlendirilmiş
sıçancık yavaş yavaş kine; soğuk, zehirli, özenle sonu gelmez bir kine
boğulur. Kinini kırk yıl en ince, en utanç verici ayrıntılarına dek
anımsayacak; her anımsayışta kendinden daha bir yüz kızartıcı şeyler
ekleyerek, bu uydurmalarıyla kendini yiyip bitirecektir. Bir yandan
kuruntularından utanır; bir yandan da olanları anımsamaktan, yeni baştan
kurcalamaktan, "olabilirdi" düşüncesiyle başka başka uydurmalar
eklemekten kendini alamaz. Bağışlamak nedir bilmez. Belki öç almaya bile
kalkışır, ama beceriksizce, miskin miskin, uzaktan uzağa, sinsice, ne
öç almak hakkına, ne de başarısına inanmadan yapar bunu; öbür yandan öç
almak istediği kimseden yüz kat fazla üzüleceğini, ötekinin kılının bile
kıpırdamayacağını ta başta bilir. Ölüm döşeğinde bunları bir kez daha,
bunca zaman birikmiş faizleriyle birlikte anımsayacak ve...Bakın işte,
bu soğuk, iğrenç yarı umutsuzlukla, yarı inançla, kahrından kendini
bilinçli olarak yeraltına kırk yıl diri diri gömmede; zorlamayla
yaratılmış durumunun yine de kısmen içinden çıkılabilir olmasında; bütün
o içe işleyen doyurulmamış isteklerinin özünde; kesin olarak verilen
kararla bunun peşinden gelen pişmanlıklar çalkantısında yatmaktadır o
garip acı hazzının özü."
D. / 1864
14 Ekim 2012 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder