Dünyada her ülkenin ayrı ayrı kendine has özelliklerini içeren müzikleri bulunmaktadır. Tarih boyunca şekillenen ve toplumların etnik kökenleri, kültürel dinamikleri, zaman/mekân algısı, yaşayış şekilleri ve sosyal konumları bu müzikâl yapının örülmesinde büyük rol oynamaktadır. Ele aldığımız Rembetiko/Rebetiko/Rembetika örneği de karakteristik yapıya sahip bir müzik olmakla beraber, oluşum ve olgunlaşma sürecinde toplumların sosyal yaşamlarından çok etkilenmiş, aynı zamanda da çizilen sınırlarla beraber ülkeler arası -bir bakıma- soyut ayrımın örneği olmuştur.
Ege'nin iki kıyısında, 19.yy sonu ve 20. yy’ın ilk yarısında halk dansları ve müzikler, “Manges” adı verilen gruplarca genellikle tavernalarda icra edilmekteydi. Bu gruplarca yapılan müzik, kendine özgü kültürün bir anlamda gizli ama dışa vurumcu bir yansımasıydı. Dönemin yarattığı koşullarda yasadışı sayılan bu gruplar, tavernalarda düzenlenen eğlencelerde varlıklarını sürdürmeye çalışmaktaydı. İcrayı tek başına yapana "Mungas", birden fazla Mungas ise “Manges” olarak tanımlanıyordu. Rembetiko da yaptıkları müziğe verilen geleneksel bir isimdi. Bir anlamda en yaygın yerel Yunan Müziği de sayılan Rembetiko, Yunanlıların bir dönemler halk arasında en popüler müziği haline gelmişti. 1950’li yıllara gelindiğinde daha da yayılan ve şehirleşen bu müziğe Yunancada “Laika” denildiği bilinmektedir. Çeşitli konular içeren Rembetiko’da; aşk, ayrılık, ayfon, hapishâne, taverna, yoksulluk, isyan ve en önemlisi göç temalı şarkılar yoğunluktaydı.
Göç konusunun Rembetiko’da merkez noktaya yerleşmesinin 1924 yılında Türkiye ve Yunanistan arasında yapılan mübâdele ile çok yakından ilgisi bulunmaktadır. Yaşanan bu değişimde denizin iki yakasında bulunan insanlar iskân politikasıyla yerlerinden edilmiş, bu hareketle beraber hem somut hem de soyut bir değiş – tokuş yapılmıştır. Buradaki soyut değişim kültürel göçten başka bir şey değildir. Göç yoluyla yaşanan bu kültür hareketi sosyal hayatın her alanında olduğu gibi müzikte de kendini hissettirmiş ve Rembetiko’da iki ayrı ana tavrın/stilin oluşmasına sebebiyet vermiştir. Bunlardan biri kıyının bir yanında olan Pire Tarzı, ikincisi ise İzmir veya Yunancadaki karşılığıyla Smyrna Tarzı’dır. Pire, Selânik ve İzmir üçgeni jeopolitik bakımdan stratejik bir konumda olduklarından dolayı mübâdele için önem teşkil eden kentlerdi. Liman şehri olmalarından ötürü mübadele esnasında kilit noktada bulunmuşlar ve göçürülen insanlar genellikle buralara ve çevresindeki ilçelere yerleştirilmiştir. Yunanistan’da zorunlu göçle gelenlerin Pire ve Selânik’e yerleştirilmeleri, Rembetiko’nun bu iki şehirde gelişmesine ve yerleşmesine işaret bir durumdur.
Bu müzik sadece Rumlar ve Türkler tarafından değil; aralarında Çingeneler ve Eşkenaz/Aşkenaz Yahudilerinin de bulunduğu çeşitli etnisiteye sahip toplumlar tarafından da yapılmaktaydı.
Rembetiko’nun temelleri batı müziğindeki gibi gamlara değil, mikrotonâl yapıya sahip makamlara dayalıdır. Eski Rembetiko müzisyenleri, ilk zamanlarda bu sistemi tanımlamak için makam sözcüğünü kullanmaktaydılar. Fakat zaman ilerledikçe makam yerine “Yollar” anlamına gelen "Thromi" kelimesinin daha sık tercih edildiği kaynaklarda geçmektedir. Taksim sözcüğü ise Yunancaya yakınlığından dolayı alınarak "Taximi" olarak kullanılmıştır.
Rembetiko'da kullanılan toplam makam sayısı hakkında elde kesin bir veri bulunmamakla beraber, genellikle tahmini rakamlar zikredilmektedir. Notaya dökülmüş eserlere ve yapılan derlemelere baktığımız zaman; rast, hüzzam, hicaz, hicazkâr ve uşşak makamlarının sıklıkla kullanıldığını gözlemlemekteyiz.
Rembetiko’da kullanılan en yaygın ritm kalıbı; Geleneksel Türk Müziği’nde ve makam müziğinin icra edildiği diğer coğrafyalarda sıkça rastladığımız 9 süreli kalıptır. Yunanlılar bu ritme "Zembekiko" adını vermektedirler.
Rembetikolar ilk söylenmeye başladığında Yunanistan’da ona eşlik edebilecek birçok saz bulunuyordu. Bunlardan bazıları; ud veya uti, santur, keman, santurun daha gelişmiş bir tipi olan tsimbalo, kanoni yani kanun, buzuki, bağlama ve bu çalgılara yakın olabilecek çeşitli yapılarda bulunan sazlardı. Eski plak kayıtlarında bu sazlar çeşitli şekillerde bir araya getirilerek kullanılmıştır. Fakat buzuki ve bağlama bunların arasında öne çıkmış ve Rembetiko'nun ana sazları durumuna gelmiştir. Bağlama, özellikle bir halk çalgısı olduğundan daha çok rağbet görüyordu. Buzukiden çok daha küçüktü ve kolay saklanıp, kolaylıkla imâl edilebiliyordu. Buna karşılık buzuki daha kolay çalınabilen, ses alanı daha geniş ve tını açısından erkek sesine daha yakın bir çalgıydı. Bu sebepten ötürü bağlamanın yerini zamanla buzukinin aldığını gözlemliyoruz.
Rembetiko müzisyenlerinin sazlarını beraberinde getirdikleri tekkelerde veya basit kahvelerde tempo, ayakla yere vurularak ya da "Komboloi" yani tespih ile ya da tespih boncuklarının bir cam bardağa vurulmasıyla tutulmaktaydı. Alkış tutarak ve kaşıkların sırtlarını birbirine vurarak ritim tutmak da başka bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır.
Kadınlar müzik eşliğinde dans ederken aynı anda parmak zili çalıyorlardı. Buzuki veya bağlamaya eşlik eden ritim saz olarak def veya "Tumbeleki" yani dümbelek kullanılıyordu.
Zamanla oturan ve benimsenen Rembetiko için halkın “Sta Buzukia” yani "buzukicileri dinlemeye gidiyoruz" dediği söylenceler arasında geçmektedir. Bu da bize şarkı veya şarkıcı yerine, çalgının daha çok öne çıktığını işaret etmektedir.
İlk zamanlar icra edilen Rembetiko'da buzukinin akordu belirli makamları ve şarkıları çalabilmek için zaman zaman değiştirilmekteydi. Plaklara kayıt edildiği dönemlerde standart düzen olan Re-La-Re akordunun en fazla dört veya beş çeşitlemesi bulunmaktaydı. Bu çeşitlemelerden biri olan ve “Kara Düzeni” (Sol-La-Re) adı verilen düzen en yaygın olanlardan biriydi. Adını zamanın usta Rembetiko müzisyenlerinden biri olan Yenitsaris’den almıştır. Diğer sık kullanılan akort sistemleri arasında Aniktika, Piraiotiko ve Aravien adlı düzenleri sayabiliriz.
Rembetiko şarkılarının çoğunluğu Yunan şiirinin geleneksel ölçülerinden ya "Yambus" ya da "Troheus" ile yani; 15 heceli mısralar biçiminde ve onların da kendi içlerinde iki yarım veya birer mısraya ayırdıkları bir tarzda kaleme alınmıştır. Diğer yandan müzikâl vurgu, normal vurgu yapısını aksatabilir ve hecelerin çoğunlukla uzadığı veya sonunda ortadan kaybolacak derecede birbirine bağlanarak söylendiği bilinmektedir. Rembetiko'nun diğer yerel müzik türlerinden farklı olarak görülen bir özelliği daha vardır. Bu, bir sözcük veya bir tam tümceden oluşan ve ölçünün dışında kalan yerlere sıkıştırılan seslenişler, yani; "Tsakismata"dır. En yaygın Tsakismata, “Aman” ya da “ Ah Aman”dır. Bu seslenişin genel işlevi, şiirsel mısrayı uzatarak onun melodik mısraya sığmasını sağlamaktır. Fakat çoğu kez bunlar yalnızca duygulara yönelik bir işlevi varmış hissiyatı bırakır.
Anlam ve yapı bakımından birkaç Rembetiko örneği:
Orospos
Oropos hapishanesinde durumumuz iyi,
Atina’dakinden daha iyi.
Makarna var Salıları ve Perşembeleri
Ve Manges geçirir burada yılları.
Pazarları verirler bize et,
Berber de azizim beleş.
Birinci hücrede tütüncüler,
İkincide dumancılar,
Üçüncüde yontulmamışlar,
Dördüncüde çıngarcılar,
Beşincide silme kaçakçı,
Altıncıda komplocular,
Yedincide tekkeciler,
Sekizincide sakatlar,
Dokuzuncuda ve onuncu hücrede,
Ne varsa hepsini yapanlar.
Zembekiko. Batis, 1933
Ime Prezakias - Esrarkeşim
Sabahtan aksama kadar bir çekimlikle duruyorum ayakta
Ve beyaz tozu çektiğimde bütün dünyayı fethediyorum.
Bir çekimliğim olduğunda ve onu çektiğimde bütün dünya benim oluyor.
Ve kültürlü/uygar insanlar beni gördüğünde, onlara mürekkep sallıyorum.
Esrar çektiğinde dümdüz olursun
Kral, diktatör, tanrı ve cihangir
Esrar çektiğinde güzel konuşursun be!
Ve hayatta her şeyi tozpembe görürsün.
Sefilliğime/perişanlığıma güldüğün Yunanistan benim,
Tekerleği eksik zarlarla oynuyorlar onu be!
Ben diktatör olacağım! ve dünya kül olacaksa,
Birisi sevdamı yakacak birisi söndürecek.
Esrar çektiğinde dümdüz olursun
Kral, diktatör, tanrı ve cihangir.
Esrar çektiğinde güzel konuşursun be!
Ve hayatta her şeyi tozpembe görürsün.
Atina’nın Dilberleri Arasında
Atina’nın dilberleri arasında
Bir tanesi var alımlı, yürek yakan.
Gözler siyah, saçlar siyah
Ve siyah benli yanak.
Aman, aman, olacağım aklımdan,
Onu göreli beri beni uğrattığı bahtsızlıktan,
Onun yüzünden akıttığım gözyaşları, gece gündüz ağlamalarım,
Yüreğindeki ateşten eriyip gideceğim,
Onsuz hiç iyileşemeyeceğim.
Onu bir gün tekrar gördüğümde, dedim ki; “hanımefendi,
Benimle gel, izin ver bir çift olalım, yüreğim şifa bulsun.”
Ama o, şöyle dedi; “Senin beni sevmeni istemiyorum,
Hasretim başka birindedir, beni arzulamaktan vazgeç.”
İşte o andan beri zavallı ben, dolanırım hüzünlü, şaşkın,
Terk edinceye dek ruhum beni, yavaş yavaş sönmektedir isteğim.
Plak kayıtları yapılmaya başlandığında genellikle birçok çalgı bir arada icra edilmekteydi. "Amane Kahvesi" tavrında kemanlar, udlar, lavtalar, tefler, parmak zilleri ve daha sonraları gitar ve piyano kullanılmaya başlandı. "Tekke" tavrındaki şarkılarda ise çoğu kez birden fazla buzuki ve bağlama herhangi bir bas çalgı eşliğinde –ki bu çoğunlukla gitar oluyordu- çalınmaktaydı.
Rembetiko'nun popülerliği zamanla artıp Atina taraflarına doğru yayılmaya başladıkça Batı Avrupa etkisine daha fazla açık bir duruma geldi. Avrupa’daki orkestra müziğinin radyo kanallarıyla yayılması ve Napoliten tınılı kantatların popülaritesi İyon Adaları üzerinden Atina’ya vardı ve Rembetiko’yu çeşitli biçimlerde etkiledi.
Melodiler, çalgılar ve sözlerde Batı'dan esinlenilmeye; gitar, piyano ve akordeon gibi çalgılar yaygınlaşmaya başladı. Artık bu çalgılara uygun düşen batı armonisi aramakta ve bu doğrultuda gruplar kurmaya başlayan rembetiko müzisyenleri de, şarkılarına çeşitli bas partileri sokmaya başladılar. Böylelikle Rembetiko melodilerini eski makamsal yapılarından kopartarak, yerlerine diyatonik majör ve minör ton dizileri kullanma eğilimi baş gösterdi.
Rembetiko, 19. yy’ın sonlarına doğru belirgin bir hâle gelmiş ve 1950’lerde popülaritesinin zirvesine ulaşmıştır. Plak kayıtlarının yaygınlaşması ile çeşitli tavırlarda (Pire, İzmir, Atina) ve genellikle buzukiyi ana saz olarak kullanarak arşivlerde yerini almıştır. Günümüzde bu müziğin eski gelenekten kalan temsilcileri azalmış fakat yok olmamıştır. Karakteristik yapısı ile Yunan müziğinin köşe noktalarından biri olan Rembetiko, tekrardan CD’lere basılan arşiv serilerinde yahut modern çalgılar ile yapılan yeni düzenlemeleriyle varlığını bir şekilde sürdürmeye devam etmektedir.
K.
10 Haziran 2010 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
sayende genitsarisle tanıştık sağolasın
YanıtlaSil