Nasıl bir konser yığılması oldu öyle? Mayıs ayından itibaren "hadi canım gelmez onlar" dediğimiz bir sürü grup ve sanatçı birer birer İstanbul'a geliyor. Marron 5, Deep Purple, Whitesnake, Iron Maiden, Amy Winehouse, Bon Jovi ve tabii ki Jamiroquai... İstanbul Caz Festivali'ni saymıyorum bile. Chick Corea'lar, Hiromi Uehara'lar havalarda uçuşuyor o festivalde. Sırf bu konserler için bile bu yazı İstanbul'da geçirebilirim lâkin biletler için sponsor bir holding bulmak gerek. Caz festivalinde öğrenci bileti bulmak mümkün, 25-30 lira civarı olması lazım. Gerçi Harbiye Açık Hava Tiyatrosu gibi bir yerde teeeeeeeeeaaaoo en tepeden izliyorsun konseri ama olsun, önemli olan duymak değil mi hemşire? Fakat bu Kuruçeşme ve Küçükçiftlik Park gibi mekânlarda olan konserler için aynı şeyi söylemek pek mümkün olmasa gerek. Neyse, oo piti piti yapıp seçicez artık içlerinden bir kaçını. Fakat kesin olan tek bir konser var o da Jamiraquai tabii ki. O sound'u dinlemeden bu dünyadan göçmek istemiyorum. Umarım Türkiye'de de o çıtayı yakalayabilecek bir grup olur günün birinde...
İstanbul'dan kopamama ve ona bağımlı olma nedenlerinden biridir bu tür müzik organizasyonları fakat işin leş tarafları da yok değildir. Örneğin güneşli, kupkuru bir günde İstiklâl Caddesi'nde yürürken bastığın bir taşın dibinden caaaaaaart diye pis su fışkırması gibi. Geçen gün sırf bu yüzden eve dönüp pantolon değiştirdim. İstanbul'un şüphesiz en önde gelen vitrinlerinden biri olan bu caddenin bakımı Beyoğlu Belediyesi'ne bağlı. 2 yıldır ev-okul arası neredeyse gün aşırı geçtiğim bu yerdeki bakımsızlığı anlatmam saatler alır heralde. Belediye işini yapıyor mu? Evet yapıyor ama aksaklıklar olduğuna göre eksik yapıyor. Bir yandan haklılar, günde bilmem kaç bin kişi geçiyor oradan fakat 5'se 10, 50'yse 100'e çıkartmalılar personellerini. Hele o çöp mevsusuna hiç girmiyorum, rezalet ötesi. Koca koca poşetleri günün en kalabalık saatlerinde çöp arabası gelecek diye yolun ortasında bırakmak neyin mantığıdır hiçbir zaman çözemedim. Velhâsıl burdan Beyoğlu Belediyesi'ne seslenmiyorum ne halleri varsa görsünler banane ya.
İnsanlar nasıl bir işle uğraşırsa uğraşsınlar çevrelerinde kanımca her zaman iyi bir intiba bırakmak isterler. Yani bu genel bir kuraldır ya da kural olmasa bile içgüdü yönlendirmesi sonucu bir şekilde birey bunu kendi kendine yapmak ister. Tabii kendini yetiştirmiş, aklı başında sağlıklı bir insandan bahsediyoruz burda. Ergen beynine sahip kazık kadar heriflerden değil. Ammavelâkin öyle tipler de çıkmıyor değil insanın karşısına. İş ahlâkı çok önemlidir ki iyi intiba bırakmak bu ahlâk çerçevesinde olur zaten. Bu böyledir, bunu tartışmaya hiç gerek yok. Çeşitli bahaneler doğrultusunda bu düşünceyi bertaraf etmeye çalışmak bana göre sıçtım sıvıyorumun başka bir şeklini almış halidir. Hop geldim gidiyorum, banane bu benim hayatım, kimse bana karışamaz diye birşey yoktur çoğunluklar içinde. Tabii ki bu saydıklarımı yapar, kimseyi kazımıyorumculuk da yapabilir insancık ama nolur sonunda? Artık orayı da sen doldur. Deve kîni taşıyan insanlar vardır -örneğin ben gibi- tekrar döner dolaşır aynı fırsatlar geldiğin a yerine b planı tercih edilir, ederler, ederim ki edilmiş var.
Çalıştığın ortam da birçok şartı daha iyi ve daha kötü yönde etkiler aslında. Mesela ben herhangi bir barda çalarken iki şey arıyorum genelde. Güzel bir seyirci ve adam akıllı kendimi duyabileceğim bir ses sistemi. Bunlar olmadığı zaman hiçbir şekilde hayır bekleme, olabildiğince hayırsız oluyorum çünkü. Geçenlerde başıma geldi; kendini tonmaister diye tanıtan bir zât-ı muhterem, elektrikçi mantığıyla bütün enstrüman tonlarının ve dengelerinin en münasip yerlerini bıdıklıyarak tüm geceyi berbat etti. En son ben dahil herkes sırayla dönüp düm düz gidiyordu herife. Herkes kendi işini yapsa ne güzel olur değil mi? Orda gördüğün iki üç hatuna şekil yapıcam diye sürekli mikseri kurcalamak neyin kafasıdır? Hadi kurcaladın o caka attığın hatunlar anlıyormu bakalım senin ne yaptığından? Mikser ne desen sana orda mutfak robotu der. Ne bekliyorsun yani onu anlamadım? Neyse, eğer bunu okuyorsan seni hiç sevmedim tonmaister, bunun farkında olarak devam ettir hayatını artık.
Heh ne diyorduk? İş hayatı ve ahlâkı çok önemlidir naçizâne. En azından sana diğer kapıları açman konusunda çok yardımcı olur, yani hep öyle derler.
v - w, z - s, g - q, k - g, b - p...
Yukarıda görmüş olduğunuz tablo alfabede yeni kullanılmaya başlanan ve eskileri ile yer değiştiren harflerdir. Tez yazma aşamasında olan insanlarda bile rast geldiğimiz bu gerizekalılık örneği; görüşürüz yerine görüsürüs, var yerine war, kullanmıyorum yerine qullanmıyorum, ben yerine pen gibi kelimelerde sıkça karşımıza çıkmaktadır. Yapmayın der Oktay Sinanoğlu'ndan By By Türkçe adlı kitabı sizlere tavsiye ederim. Üstte görmüş olduğunuz şifreli YGS tablosu bir bir kursağınızda kalsın inşallah. Yapmayın, etmeyin gözünüzün yağına ekmek banayım. Iyyy...
Ya onu bunu bırak bence o YGS şifrelerini çözse çözse o çılgın saçlarıyla Ömer Çelakıl çözer...
K.
9 Nisan 2011 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder