Şapkalı harfler sence de şık durmuyor mu kelime arasına iliştirildiğinde? Baksana şunun güzelliğine "Â"... Anlatılmak istenen upuzun bir cümle içinde şapkası olan bir harf. Bana göre bazı kelimelerin buna ihtiyacı var. Daha okunası, daha oturaklı, daha albenili yapıyor anlatılmak isteneni. Kimi arkadaşlarımı telefon rehberime öyle kaydederim ben, onların şapkaya ihtiyaçları vardır, daha şık dururlar bir köşede. İhtiyaç olan şey harfin üzerine atılan tek çizgi kadar basit olabiliyor kimi zaman. İnsan ne garip di mi? Göz o şapkayı istiyor aslında, bünye değil. Sanki bu da bir süre sonra ihtiyaçtan ziyâde alışkanlıklara döndürüyor mevzuyu. Görmeyi isteyen neyi nasıl görmek istiyorsa o şekilde yürüyor aslında tüm mevzu. Geçenlerde bir arkadaşımla konuşurken bahsi geçmişti "görmek" konusunun. Fotoğrafçı bir abim de Eskişehir yolu dönüşü muhabbette fotoğraf makinesinin ve lenslerin neyi nasıl gördüğünü ve bunu vizörden insana nasıl aktardığını anlatmıştı. O aklıma geldi birden, ki sonra düşündüm hakikaten karşı karşıya kaldığın durumun ehemmiyetine göre değişik lensler kullanıyorsun farkında olmadan. Kimisine 50mm sabitle, kimisine de kolum kadar bir lensle bakıp anca görebiliyorum. Sana bunu daha önce aktaran, seni nasıl gördüğünü noksan bir şekilde hissettirende kabahat, yoksa banane. Arkadaşıma da görme konusunu böyle dedim sanırım, tam bilemedim şu an. Elinin altında kırk çeşit görme aracı varken sen gidip şapkalı a harfine takılı kalırsın ama vakit yürüdükçe o nasıl gelir gözüne bilemezsin. Ama işte sorun olan şapkanın sana şık gelmesi, parlaması. Dedim ya cümle içinde kullanırken ister onu diye, müzikte de böyledir zaman zaman. Çaldığın şey bazen öyle bir akor ister ki, o kısım ona ihtiyaç duyar "tınlamak" ister sesler. Yönelimler, başka bir şey değil. O armoni o şekilde yazılmış ki senin o sesi tınlatmanı mecburi kılmış. Çalarsın bir süre sıkıntı olmaz.
K.
20 Aralık 2012 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder