9 Mart 2011 Çarşamba

Tüket'mek

Talebelik hayatı malum zordur bilirsin, tek başına çevirirsin herşeyi; temizlik, yemek, çamaşır, bulaşık şu bu daha bir yığın şey. Çevirirsin ya da çevirmeyi bir şekilde öğrenirsin. Oturduğum evde odaların döşemeleri parke kaplı e parke de dakikasında toz tutan birşey. Sürekli bir temizlik halinde olman gerekiyor. Hele pinpirikli bir insansan yandın, sakın parkeli bir eve bulaşma derim. Pazar günüydü sanırım, baktım ki temizlik yapmam gerekiyor hazırladım deterjanı kovayı geldim musluğun başına. A-aa, o ne? su yok! Çok nadir su kesilir buralarda, öyle iki günde bir kesildiğine hiç rastlamadım. Şans bu ya, en son kesintide kullandığım büyük pet şişeleri de doldurmadan yerine bırakmışım. Neyse gelir belli bir müddet sonra umuduyla bıraktım yerine ıvır zıvırı.

Fakaaaaat gel zaman git zaman su mu yok ortada? Eee dedim, hani su? Tüm gün geceye kadar zırnık su gelmedi çeşmelerden. Mecbur içme suyunu kullandım bazı ihtiyaçlar için ama o da bitti haliyle...

Sonra bir an aklıma geldi, şu şartlarda eldeki mevcut su tükense ve kuraklık yaşansa naparız?

Mantık olarak doğal zincir denilen şeyin çıkış noktası su olduğuna göre lâmı cimi yok, bittik. Yerine koyabileceğin alternatif hiç birşey yok çünkü elinde. Fütüristler bas bas bağırıyor "su savaşları" olacak diye. Olur mu gerçekten? Bugün bu umarsızca, şarıl şarıl kullandığımız su yüzünden insanlar birbirlerini öldürüp toprak mı işgal edecek? Yok canım öyle şey mi olur hiç, ne gerek var savaşa? "Kaynakları" çok olan ülkelerde boşa giden "suyu değerlendirme" kılıfı adı altında barajlar ve hidroelektrik santraller (HES) yapabiliriz.

Değerlendirmek? Boşa gitmek? Nasıl yani?..

Baraj ve HES'leri 49 yıllığına yabancı kaynaklı şirketlere kiralamaktan bahsediyorum. "Değerlendirme"nin arkasındaki anlam bu. Altta paylaştığım videoyu izlediğin zaman daha iyi ve detaylı olarak anlayabileceksin ne demek istediğimi. Kiralamak ve legâl olarak -el altından- suyu satmak. O yüzden savaşa ne gerek var... En azından şimdilik. Doğal olan bittiği, yağmurlar yağmadığı, ekolojik dengenin tam olarak içine sıçıldığı zaman elde kalan için savaşın kralı yapılacak zaten, emin olabiliriz.

Su olmadığını kafanda tahayyül etsene 5 dakika. En basitinden; yediğin elmayı, kullandığın çamaşırı, sabah uyandığında yüzünü, gece yatmadan dişini, yemek yediğin tabağı, yaşadığın yerin temizliğini, yazın için yandığında şişeyi lık lık diye yuvarlamayı, tuvalette ihtiyacını giderdikten sonra -ıyy deme hiç hepimiz yapıyoruz bunu, saklamayalım- sifonu çekmeyi, küçük çocukların boş kalacak olan su tabancalarını -biraz acıtasyon-, tarlaya ektiğin mahsülün sulanmasını, vücut temizliğini ve daha onlarca şeyi nasıl yapacaksın?

Su olmazsa bunların hiç birini yapamazsın, yapamam, yapamayız.

Burda mevzu sosyal mesaj verelim aman duyarlı olalım değil, banane zaten herkes kendi mesajını bir şekilde çıkartır sağdan soldan. En azından çıkartmak zorunda kalacağı günlerin çok uzak olmadığının herkes yavaş yavaş farkına varmaya başlıyor. Biraz "farkındalık" başka birşey değil.


K.

Anadolu'nun İsyanı from Anadoluyu Vermeyecegiz on Vimeo.

">

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder